Bir kelimenin kökeni, bazen bir ülkenin neden bayram yaptığını anlatabilir. İngilizce republic, Cumhuriyet Bayramı'nda üzerinde durmaya değer böyle bir kelime.
Kökeninde Latince iki sözcük bulunur. Res, “iş, mesele, şey” demektir. Publica ise “halka ait, kamusal” anlamını taşır. Birlikte res publica, “halkın ortak meselesi” düşüncesini ifade eder. Devlet dediğimiz yapı, bu adlandırmada hepimizi ilgilendiren ortak bir iş olarak karşımıza çıkar.
İfadenin günümüze ulaşan en eski tanıklığı, MÖ üçüncü yüzyılda eserler veren Romalı oyun yazarı Naevius'un bir dizesindedir. Üstelik bu dizede büyük bir devletin nasıl böylesine çabuk kaybedildiği sorulur. Kelimenin yazılı tarihinin, ortak düzeni kaybetmenin kaygısıyla başlaması düşündürücüdür. Latincede devlet ve kamu işleri için geniş bir kullanım alanı bulan ifade, Fransızcada république biçimini aldı. İngilizceye de bu dil üzerinden republic olarak geçti ve zamanla belirli bir yönetim biçiminin adı olarak yerleşti.
Bu kökün izini Türk dünyasında da görebiliriz. Azerbaycan Türkçesinde respublika, Kazakçada республика, Kırgızcada республика, Özbekçede respublika ve Türkmencede respublika kullanılır. Hepsi “cumhuriyet” anlamındadır. Azerbaycan'ın adı Azərbaycan Respublikası, yani “Azerbaycan Cumhuriyeti”dir. Kazakça ve Kırgızcadaki Kiril harfli biçimler de respublika diye aktarılır. Böylece İngilizcedeki republic ile bu Türk dillerindeki karşılıklarında aynı Latince kökün farklı biçimlerini görürüz.
Peki, Türklerin tarihinde ortak karar alma geleneği var mıydı?
Göktürklerde devlet meselelerinin görüşüldüğü toy adlı meclis bulunuyordu. Beylerin katıldığı bu kurul, kağanın belirlenmesinde de rol oynuyordu. Yönetim, hanedan ve töre çerçevesinde yürütülüyordu. Bu yapıyı tarihsel olarak kağanlık adıyla tanımlarız. Toy ise Türk devlet geleneğinde danışmanın ve yöneticiye onay vermenin eski bir örneğini sunar.
Millî Mücadele yıllarında Türkiye'nin önüne gelen soru, egemenliğin kime ait olacağıydı. 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Meclis, bağımsızlık savaşını yürütürken milletin iradesini devletin temeline yerleştirdi. 1921 Anayasası bu ilkeyi kayda geçirdi. Saltanatın kaldırılmasının ardından, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleşen bu dönüşümle ülkenin yönetimine ilişkin hak, millete dayandırıldı. Cumhuriyet, yurttaşın kendi ülkesinin geleceğinde söz sahibi olmasının siyasal adı oldu.
Bugün republic kelimesinin kökenine baktığımda, kamunun bize yüklediği sorumluluğu da düşünüyorum. Bir okulun imkânları, adaletin işleyişi ve ülkenin kaynaklarının nasıl kullanıldığı hepimizin meselesidir. Demokratik cumhuriyetin kıymeti, yurttaşın bu konularda söz söyleyebilmesinde, hesap sorabilmesinde ve eşit haklarla ortak hayata katılabilmesindedir.
29 Ekim'i kutlarken, “Bu ülkenin geleceğinde benim de sözüm var” diyebilmenin değerini hatırlıyorum.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!





